PEYGAMBERLERİN İMKANI PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYAÇ

PEYGAMBERLERİN İMKANI PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYAÇ

Ocak 17, 2019 1 Yazar: levni

A-PEYGAMBERLERİN İMKANI İslam bilginleri peygamberliğin gerekliliği kadar imkanı üzerinde de durmuşlardır.Peygamberliği inkar edenlere karşı reddiyeler yazılırken,Nübüvvetin imkanı konusu da alınmıştır. Kelamcılar Peygamberlerin imkanını 1-İlahi 2-Beşeri olmak üzere iki açıdan değerlendirmişlerdir. İLAHİ AÇIDAN Ekmel varlık olan Allah’ın irade ve Kelam gibi sıfatları vardır.Bu sıfatlar olmadan ekmel varlık olması düşünülemez.Bu sıfatlara sahib olan varlığın söz konusu sıfatlarının tecelli ve tezahür etmesi gerekir ki bu da ancak peygamberlik vasıtasıyla mümkündür. BEŞERİ AÇIDAN Rüya,keşf ve ilham yoluyla sınırlandırılmaktadır.Buna göre daha üstün kabiliyet ve vasıflara sahip olan insanların gayb alemi ile irtibata geçmesi ve oradan akıl ve duyularla elde edilmesi mümkün olmayan bir takım bilgileri elde etmeleri mümkündür. Aynı şekilde Salih amel ve riyazet yoluyla nefislerini arındıran temizleyen insanların keşf ve ilham yoluyla bir takım bilgileri elde etmesi hem teorik ve hemde tecrubî olarak nübüvvetin mümkün olduğunu göstermektedir. Yine İslam bilginleri peygamberliğin gerekliliğini Allah ve kul açısından olmak üzere iki açıdan değerlendirmiştir. Allah’ın şuurlu birer varlık olarak yarattığı insanları dünyada iken yaptıklarından sorumlu tutması onun hikmetinin gereği olarak değerlendirmekte. Mutezileye göre insanları doğru yola sevk etmek üzere Allah tarafından peygamberlerin Gönderilmesini vacib olarak görürler. Maturidî ve Selefiler ise Allah’ın peygamber göndermesini lütuf ve rahmet vurgusu üzerinde durarak Yüce Allah’ın kullarını yol göstermeleri için peygamber göndermesini onun lütuf ve hikmetin gereği olarak görürler. Eşariler ise hikmetinin gereği olsada bir zorunluluk nisbet edilmesini doğru bulmamaktadırlar. B-PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYAÇ Peygamberliğin gerekliliğini kullar açısından ele alan Alimler kulların bilgilerinin sınırlı olduğunu ifade ederek nübüvvetin lüzumuna işaret ederler.Zira kulların bilgi kaynakları akıl ve duyulardan ibarettir.bunlar sınırlıdır.İnsanın akıl yürütmesi zaafından ihtiyacından sıkıntı ve nefsini arzusunun etkisinde kalabilir.Bu durum duyular içinde söz konusudur.İnsanın bu iki kaynakla ulaşacağı bilginin yeterli olması düşünülemez. İşte bu durumlarda insanın akıl ve duyularını aydınlatabilecek onlara yol gösterecek başka bir kaynağı ihtiyacı var ki bunun da beşeri değil ilahi olması gerekir.Bu sebeplerden dolayı beşerin doğru bilgiye ulaşması için nübüvvete ihtiyacı vardır,aynı zamanda dünyevi bilgiler alanında da peygamberlere ihtiyaç vardır. Zira kutsal kitaplarda ziraat ,ticaret gibi kazanç yollarında faydalı bilgiler için peygamberlerin rehberliğine ihtiyacı önermektedir. İslam alimleri peygamberliği temellendirirken konuya Allah açısından baktıklarında onun rahmet lutüf ve hikmetini öne çıkarırken kul açışından baktıklarında insanların bilgisizlik aralarındaki anlaşmazlıkları giderme dini ve dünyevi konularda kendilerine rehberlik edecek bir rehbere ihtiyaç olduğunu öne çıkarmışlardır. Nübüvvetin lüzumunu aşağıdaki ayet mealinde daha bariz görüyoruz. <<İşte böylece sizin insanlığa örnek (canlı şahitler) olmanızı Rasülünde size örnek (şahit) olması için sizi mütedil bir millet kıldık.>> ayetinde ifade edildiği üzere peygamberlerin en önemli işlevlerinden biri onların ümmetlerine model olmalarıdır. Peygamberleri örnek alan ümmetlerininde bütün insanlara örnek olmaları istenmektedir. Hayat nizamını özellikle ameli konularda canlı bir örnekten olmanın önemi kuşkusuz inkar edilemez. Hz. Peygamberin Namaz ,Hac gibi birçok hususta ashabının kendini bakarak nasıl ibadet edeceklerini tatbiki olarak olmalarını istemesi canlı örneğin önemine işaret edilmektedir. NÜBÜVVETİN İMKANI MESELESİNDE ÖZET OLARAK ŞÖYLE DİYEBİLİRİZ; Yüce yaratan Rahmet lütuf ve inayetinin bir gereği olarak insanlara rehberlik etmeleri için peygamberler göndermiş. Hz.Adem A.s ile başlayan peygamberlik zincirinde yeri olan bütün peygamberler.O toplumun zeki ahlakı,vâkar ve saygın kişilerden seçilmiştir.Hiçbir peygamber zelle(kayma) dışında günah niteliğinde bir suç işlememiştir.Her konuda o toplumun ekmeli durumunda olmuşlardı.Peygamberlik zinciri Hz. Muhammed ile tamamlanması ondan sonra hiçbir peygamber gelmedi ve gelmeyecektir.(1) Kuran-ı Kerimde bildirildiğine göre ‘‘Hz.Adem (a.s) eşiyle cennette ilk günahı işlemesi üzerine yeryüzüne gönderilerek Allah’ın telkin ettiği kelimelerle tövbe etmiş tövbesi kabul edilerek Allah katında seçkin kişi olmuştur. Peygamber göndermeden insanları sorumlu tutmayacağını beyan eden Allah Adem(a.s)’a vahiy göndererek kendisinin eşinin,neslinin nasıl ibadet edeceğini ve ebedî hayata nasıl hazırlanmasını ona öğretmiş bu sürece seçtiği diğer peygamberlerle devam etmiştir.’’(2) ‘‘Hz.Adem’in ardından insanlar hidayet yolunu gösteren vahiylere uyarak yaşamaya devam ederken görüş ayrılığına düşünce Cenab-ı Hak Cennetle müjdeleyen ve Cehennemle uyaran nebiler göndermiş onlara kitaplar indirmiş ve bunlara iman edenleri hidayete eriştirmiştir.’’(2) Yukarıdaki ayet meallerinden doğru yolu bulmak Allah’ın rızasını kazanabilmek ve onun razı olduğu kul olabilmeleri için peygamberlere ihtiyaç olduğunu anlıyoruz.(4) Kelam Bilginlerine göre Akli bakımdan da peygamberlerin getirdiği bilgilerin varlığı ve hayatı doğru anlayıp yorumlamak ferdî ve ictimaî hayatı erdemli kılmak dünya ve ahret mutluluğunu erişmek için peygamberlere ihtiyaç vardır. YİNE KELAMCILAR Tıpkı aydınlığın bulunmaması durumunda gözlerin görememesi gibi,peygamberlerin bulunmaması durumunda da akli bilgilerin insanları yüce amaçlara ulaştıramayacağı bunun içinde peygamberlere ihtiyacın önemini vurgulamıştır. Çünkü Akıl yürütme gücü ne kadar üstün olursa olsun mutlak ve mükemmel bilgi sayılmış zira nefsini arzuların ve çıkarların baskısını da ortadan kaldırmış. Yine akıl gaybı keşfedemez hak inançları belirleyip benimsetemez batıl inançlara sapmaktan kurtarmayı ve iyi davranışlara yöneltip kötülerinden sakındıramaz.(5) İnsanlar kendi akıllarıyla yüce Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilirler. Ancak ona nasıl kulluk yapılacağını nasıl ibadet edileceğini ahiretle ilgili işleri ahiretteki ödül ve cezanın nasıl olacağını bilmezler.İşte insanların bu ihtiyaçlarını karşılamak için yüce Allah Peygamber göndermiştir. O müstesna şahsiyetlere her şeyi bildirmiş ve onları insanlara doğru yolu göstermeleri için görevlendirmiştir. Allah kendi varlığını tek oluşunu,ortağının olmadığını unutan Allah’ı taşlardan,heykellerden,putlardan ibaret sayan o insanları uyarmak için peygamberler göndermiştir. Peygamberlerde bu gerçekleri o insanlara açıkça bildirmişlerdir.Peygamberlerin bir Allah’a karşı birde insanlara karşı görevleri vardır. ALLAH’A KARŞI GÖREVLERİ Onun elçisi olmak,vereceği emaneti yerine tam olarak ulaştırmaktır. İNSANLARA KARŞI GÖREVLERİ Allah’ın aldıkları emirleri insanlara olduğu gibi ulaştırmak,uygulamak ve aynı zamanda örnek almalıdır. Biliyoruz ki Yüce Allah kendisini tanıma ve ibadet etmeleri için insanları yaratmıştır.İnsanları diğer yaratıklara nisbetle ekmel varlık olarak yaratmıştır. Bu yetenekleri sebebiyle insan aklını güzel kullandığı takdirde kendini yaratanı ona anlama gücünü veren bir yaratıcının varlığını sezer.Kendisinin ve Kâinatın kendiliğinden rastgele yaratılmadığını anlar. Böylece kendisinde ilahi bir düşünce doğar ve büyük bir kudret sahibi yaratıcının var olduğu inancına ulaşır. Ancak o yüce yaratıcıya şanına uygun kimse bilemez ,onun peygamberlerine uymayan kimse Allah’ın razı olmadığı ibadetlerin hangileri olduğunu bilemez.Yaradılış hikmetinin ne olduğunu anlamayı insanlar arasındaki ilişki ve karşılıklı hakların nelerden ibaret bulunduğunu ve görevlerinin ne olduğunu bilemezler.Neticede de yaradılışı gayesinin dışında yürür bundan haberi olmaz.Böylece ebedi mutluluktan yoksun kaldığını anlayamaz. Peygamberlerin varlığında bîhaber olan peygamberlerin yoluna inanmayıp gerçekleri bozarak değiştiren nice milletler sapmışlardır.İnsanlığa yakışmayan hareketlere girmiş aralarında her türlü vahşet meşru hale getirilmiştir. İşte insanları bu çirkin hilelerden kurtarmak onlara din ile dünya ve ahret görevlerini öğretmek ve böylece hem dünya hem de ahret mutluluğuna ermesini sağlamak için Allah’ın elçileri olan Peygamberlerine ihtiyacı vardır. Onun için Yüce Allah kendi ihsan ve ikramı ile insanlara peygamber göndermişti.Böylece insanlara karşı <ilahi hüccet> tamam olmuştur.Artık bundan sonra hiç kimse ‘‘Ben görevimi bilmiyordum onun için sana ibadet edemedim.’’diye özür beyan edemeyecektir. Çünkü yüce Allah insanlara görev bildiren peygamberleri göndermişti.Peygamberler Allah’ın hüccet ve delilleridir. NETİCE OLARAK Beşeriyyet öteden beri peygambere muhtaç bulunmuştur.Peygamberlere uymadan hak yolu bulacağını ve hakka uyacağını savunan bir gafile sorulur.Eğer Peygamberin varlığından habersiz bir bölgede yetişmiş bulunsaydı kendisinde Allah’ın varlığı ve ona karşı görevleriyle ilgili fikirler gerçek şekli ile bulunabilmelecek miydi Din ve Dünya ? İşlerine ait görevlerini bilebilecek miydi? Kendi vicdanında yüksek duygulara karşı bir çekicilikle bulabilecek miydi? Zavallı insan kendi ruhunda gönüle bir şekilde parıldamaya başlayan bazı yüksek fikirlerin kendisine nereden geldiğini hiç düşünmemektedir. En kolay işlerde ve tenlerde bile bir hocaya,ustaya ve bir yol göstericiye insan muhtaç olurda en önemli olan din konusunda gerçekleri öğrenmek için bir öğreticiye bir yol göstericiye nasıl muhtaç olmaz? Doğrusu sağduyulu hiçbir düşünür peygamberlere olan ihtiyacı inkar edemez. ‘‘Hiçbir ümmet yoktur ki Onlar içinden bir uyarıcı (peygamber) gelip geçmiş olmasın’’ (6)-(7) İnsanlar dünya ve ahret mutluluğunu peygamberlerin dediklerine ve uygulamalarını bakarak elde edebilirler.Peygamberler bundan dolayı örnek şahsiyetlerdir. Dünya hayatı ile ilgili helal ve hısımların neler olduğu ahlaki erdemlerin nasıl pratiğe aktarılacağı hususlarında da peygamberler toplumlara en güzel örnek teşkil etmişlerdir. Peygamberler uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderildikleri için insanların yüce yaratıcılarına karşı da bir mazeretleri de kalmayacaktır. Dünyadaki yaşantımızı huzurlu ve güvenli olması için bunları bilmemiz gereklidir. Ahiretle ilgili mutluluğun elde edilmesine gelince insan edip iyi işler yapanları cennet ve sevapla inanmayanlar ve kötü işler yapanları cehennem ve ceza ile korkutanlarda peygamberlerdir.Hangi işlerin insanı cennete hangilerinin cehenneme götüreceğini ancak peygamberler insanlara ulaştırmışlardır.Onun için insanların Peygamberlere ihtiyacı vardır. (8) İnsana hiç şaşıramayacağı mutlak doğru olan prensipler verilmesi peygamberler bu anlamda insanlara irşad eden mürşidlerdir öyleyse nübüvvet ilahî irşad kurumudur. Dünya hayatını nasıl yaşayacağımız konusundaki prensibler Allah tarafından peygamberleri ile bizi bilgilendirmeseydi,insanların hepsi bugünkü gibi kendi kafalarına kendi heva ve heveslerine göre uyanlar gibi olacaklardı yada sayısız uydurma dinlerin peşinde gitmek zorunda kalacaklardı. Nübüvvet insanlara en güzel örneği sunmak için gönderilmiştir. Yüce Allah kulları arasından en üstün ahlaklı ve en üstün nitelikli güzel kullarını elçi olarak seçti.Onlara vahyini bildirdi ve bu vahyi insanlara açıklama görevini onlara verdi.Onları aynı zamanda ‘‘İnsan nasıl olmalıdır?’’sorusunun önünde gerçek örnekler yaptı.Günümüz insanı yeniden nübüvvet kurumuna ve onun mesajına muhtaçtır.(9)

Faydalanılan Eserler

1-Hz.Muhammed Hz.Peygamber Mahmut ÇINAR Nübüvvet S.11 2010

2-El Bakara-136-177-285-213

3-Â-li İmran 84

4-Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 34 S.261

5-Reşit Rıza 11

6-Fâtır Sûresi 24

7-Ömer N.Bilmen B.İslam İlmihali

8-Doç.Dr.Mevlüt UYANIK

9-Kavramlar Ansiklopedisi