Yaşamın İçinden

Ocak 21, 2019 0 Yazar: levni

Kültür Şoku:Yanomamö Kabilesi

Aliminyumdan yapılan motorlu bir tekne çamurlu Orinoca nehrinin sularını yararak Güney Amerika’nın yoğun tropikal yağmur ormanlarına doğru düzenli bir biçimde ilerlemektedir.Bu botun içinde olan antropolog Napoleon Chagnon üç gün süren bir yolculuğun ardından,dünyanın teknolojik olarak en ilkel kabilelerinden biri olan Yanomamö’lerin yaşadığı bu bölgeye varmak üzeredir. ​ Aşağı yukarı 12.000 Yanamamö dağınık bir yerleşim içinde Brezilya ile Venezuella arasındaki sınır bölgesinde yaşamaktadır.Bu kabilelerin yaşamı bizim yaşantımızla karşılaştırılamayacak ölçüde farklıdır.Bu kabilelerin insanları üzerlerine neredeyse hiçbir şey giymez,elektriği olmayan,herhangi bir ulaşım aracının bulunmadığı,modern hayatın ürünlerinden uzak bir yaşam sürmektedirler.Geneksel silahları ise sadece avlanmada kullandıkları ok ve yaydır.Bu kabilenin dış dünya ile ilişkileri hemen hiç yoktur.Bu nedenle Chagnon onlara ne kadar yabancıysa,onlar da Chagnon’a o kadar uzak ve yabancıdır.Öğleden sonra saat 2:00’ye doğru Chagnon neredeyse ulaşmak istediği yere ulaşır.Son derece yakıcı güneş ve nemli hava neredeyse dayanılmaz bir haldedir.Antropologun elbiseleri terden sırılsıklamdır.Yüzü ve elleri ise etraftaki çeşitli böceklerin ısırması nedeniyle şişmiş durumundadır.Ancak,nadiren bir insanın yaşadığı tecrübeyi yaşayıp hiç kimseye benzemeyen bu insanlarla yüzyüze geleceği için heyecan içindedir.Chagnon’un kayığı Yanomamö köyünün kıyısına yanaşırken kalbi hızlı biçimde çarpmaktaydı.Yakınlardan bir takım sesler ve faaliyetlerin varlığı hissedilmekteydi.Chagnon ve rehberi tekneden inip köyün içlerine doğru ilerlemeye başladılar.Köye doğru ağaçların altındaki çalılardan zorlukla yürümeye çalışırken durduruldular.Chagnon bundan sonra neler olduğunu şu şekilde dile getirir:

”Kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda nefesim kesildi.Aşağı yukarı 12 neredeyse çıplak,ter içinde garip adamlar okları yaylarına takılmış bir vaziyette bize bakıyorlardı.Büyük miktarda yeşil tütünden yapılmış bir yapışkan alt dişlerinin ve dudaklarının arasında yerleştirilmişti.Bu onları daha korkunç gösteriyor,burun deliklerinden akan yeşilimsi sümüksü madde yere damlıyor,göğüslerine yanaklarına yapışıyordu.Aynı anda aşağı yukarı bir düzine aç köpek bacaklarına saldırıyor etrafımda daireler çiziyor ve beni yiyecekleri yemek olarak görüyorlardı.Elimde deftere sarılarak,çaresiz ve acıklı bir biçimde öylece dondum kaldım.Daha sonra çürüyen bitkilerin kokusuna benzer iğrenç bir koku ve pislik nedeniyle neredeyse kusacak hale geldim.Gerçekten çok korkmuştum.Bu onları ziyarete gelen,dost olmaya çalışan,birlikte yaşamağa çabalayan bir kimseye nasıl bir karşılamaydı?”(Chagnon,1997:11-12).

Çok şükür kabile üyeleri rehberi tanıdılar ve silahlarını indirdiler.En azından o gün öğleden sonrayı onlarla birlikte geçirebilecekti.Chagnon çaresizliği nedeniyle şaşkınlık içindeydi.Bu yer yaklaşık bir buçuk yıl boyunca onun evi olacaktı.Kendine insan kültürü yerine niye fiziği seçmediğini düşündü.

Kaynak:Macionis ve Plummer,1997:100.

  • 9 Nis 2017